CONTRACT LAW II

II.CONTENTS OF A CONTRACT (SÖZLEŞMENİN HÜKÜMLERİ)

The terms of a contract can be divided into express terms and implied terms.

Sözleşmedeki hükümler açık ve zımni hükümler olarak ikiye ayrılır.

A.EXPRESS TERMS (AÇIK HÜKÜMLER)

1.Express terms are ones that the parties have set out in their agreement.

1. Açık hükümler tarafların anlaşmada düzenledikleri hükümlerdir.

2.The parties may record their agreement, and hence the terms of their contract, in more than one document. Those terms may be incorporated by reference into the contract; (for example, where a contract is made subject to standard terms drawn up by a relevant trading association). Or, a contract may be contained in more than one document even though one does not expressly refer to the other (for example, dealings which take place under a 'master contract' with a separate document being executed every time an individual contract is made). Here, the master contract lays out most of the underlying terms on which the parties are dealing, while certain specific terms – price, times for delivery etc – are covered in individual contracts for each specific trade. Incorporation without express reference depends on the intention of the parties, determined in accordance with the objective test of agreement.

2.Taraflar anlaşmayı kayıt altına almış olabilirler ve dolayısıyla sözleşmenin hükümleri bir belgeden daha fazlasıdır. Bu hükümler sözleşmenin bir kaynağı tarafından birleştirilmiş olabilir;( örneğin, bir sözleşmenin ilgili bir ticaret birliği tarafından hazırlanan standart şartlara tabii olması durumu). Ya da sözleşme, biri diğerine açıkça atıfta bulunmasa bile birden fazla belge içerebilir (örneğin, ‘ana sözleşme’ altında ayrı belge olarak kurulan anlaşmalar her bir bireysel sözleşmede icra edilir.) Burada, ana sözleşme tarafların her alım-satım için yapılan bireysel sözleşmelerde özellikle belirli hükümlerde - ücret, teslimin zamanı vb.- uzlaştığı hükümleri düzenler. Kaynak açıklanmaksızın birleştirme tarafların kastına bağlıdır, anlaşmadaki objektif kriterlere göre belirlenir.

2-Taraflar, sözleşmelerini ve dolayısıyla sözleşme şartlarını birden fazla belgeye kaydedebilirler. Bu şartlar, sözleşmeye referans olarak dahil edilebilir;( örneğin, bir sözleşmenin ilgili bir ticaret birliği tarafından hazırlanan standart şartlara tabii olması durumu). Veya, biri diğerine açıkça atıfta bulunmasa bile, bir sözleşme birden fazla belgede yer alabilir (örneğin, bir 'ana sözleşme' kapsamında gerçekleşen ve her bir bireysel sözleşme yapıldığında ayrı bir belgenin yürütülmesi) . Burada, ana sözleşme tarafların her alım-satım için yapılan bireysel sözleşmelerde özellikle belirli hükümlerde - fiyat, teslimat süreleri vb. - her biri belirli ticaret için ayrı sözleşmelerde kapsanmaktadır. Kaynak açıklanmaksızın birleştirme tarafların kastına bağlıdır, anlaşmadaki objektif kriterlere göre belirlenir.

3.Once the express terms have been identified, there is the question of interpretation. The document setting out the parties' agreement must be interpreted objectively: it is not a question of what one party actually intended or what the other party actually understood to have been intended but of what a reasonable person in the position of the parties would have understood the words to mean. The starting point for ascertaining the objective meaning is the words used by the parties. These are interpreted according to their meaning in conventional usage unless there is something in the background showing that some other meaning would have been conveyed to the reasonable person. Thus, the terms of the contract must be read against the "factual matrix"; that is, the body of facts reasonably available to both parties when they entered the contract.

3.Öncelikle açık hükümlerin tanımlanması bir yorum sorunudur. Belge, tarafların anlaşması çerçevesinde objektif şekilde düzenlenerek yorumlanmalıdır: bu problem taraflardan birinin aslen ne kastettiği ya da diğer tarafın kelimenin anlamını asıl olarak ne anladığıyla ilgili değildir. Objektif anlamı saptarken başlangıç noktası, tarafların kelimeleri hangi anlamda kullandığıdır. Bunlar alışılagelmiş kullanımlarındaki anlamlarına göre yorumlanır, meğerki arka planda sorumlu kişiye iletilen başka bir anlamda gösterilmemiş olsun. Bundan dolayı, sözleşme hükümleri ‘olgusal matris’ karşıtında okunmalıdır; yani, sözleşme esnasında her iki taraf için de makul ölçüde mevcut olan gerçekler bütünüdür.

4. The "parol evidence" rule provides that evidence cannot be admitted to add to, vary or contradict a written document. Therefore, where a contract has been put in writing, there is a presumption that the writing was intended to include all the terms of the contract, and neither party can rely on extrinsic evidence of terms alleged to have been agreed on which are not contained in the document. This presumption is rebuttable, and extrinsic evidence is admissible if the written document was not intended to set out all the terms on which the parties had agreed. The parol evidence rule prevents a party from relying on extrinsic evidence only about the contents of a contract (and only express terms), and not about its validity (such as the presence or absence of consideration or contractual intention, or where a contract is invalid for a reason such as an incapacity).

4. "Sözlü delil " kuralı, delillerin yazılı bir belgeye ekleme, değişiklik veya çelişki için kabul edilemeyeceğini belirtir. Bu nedenle, bir sözleşmenin yazılı hale getirildiği durumlarda, yazının sözleşmenin tüm şartlarını içermesi amaçlandığı karinesi vardır ve taraflardan hiçbiri belgede yer almadığı gerekçesiyle harici delillere başvuramaz. Eğer yazılı belge tarafların tüm hükümleri düzenlediği eğilimi yoksa bu karine aksi ispat edilebilir, ve harici deliller kabul edilebilirdir. Sözlü delil kuralı taraflardan birinin, geçerliliği ile ilgil değil de sözleşmenin içeriği (ve yalnızca açık şartlar) hakkında dış kanıtlara güvenmesini önler, (örneğin, bir değerlendirme veya sözleşme niyetinin varlığı veya yokluğu veya bir sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda geçersiz olduğu durumlarda veya iş göremezlik gibi bir nedenle bir sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda).

B.IMPLIED TERMS (ZIMNİ HÜKÜMLER)

5.A contract may contain terms which are not expressly stated but which are implied, either because the parties intended this, or by operation of law, or by custom or usage.

Bir sözleşme açıkça belirtilmeyen fakat tarafların eğilimlerinden, kanun gereği, içtihattan ya da kullanımdan anlaşılan hükümler içerebilir.

6.Terms implied in fact are ones which are not expressly set out in the contract, but which the parties must have intended to include. The courts have adopted two tests governing whether a term may be implied. The first is the "officious bystander" test, where a term is so obvious that its inclusion goes without saying, and had an officious bystander asked the parties at the time of contracting whether the term ought to be included, the parties would have replied "Oh, of course". In other words, if it can be established that both parties regarded the term as obvious and would have accepted it, had it been put to them at the time of contracting, that should suffice to support the implication of the term in fact. The alternative test for implication is that of "business efficacy", where the contract would be unworkable without the Term For example, it has been held that in a contract for the use of a wharf, it was an implied term that it was safe for a ship to lie at the wharf. Under this test, a term will be implied if the contract simply could not work without such a term. It is important to note that the courts will not imply a term merely because it would be reasonable or desirable to do so. Further, a term cannot be implied if it conflicts with the express terms of the contract.

Zımni hükümler, sözleşmede açıkça düzenlenmeyen fakat tarafların eklemeyi amaçladıkları hükümlerdir. Mahkeme, bir hükmün ifade edebileceği anlamın anlaşılması için iki deneme yolu benimsemiştir. İlki, hükmün açıkça sözlü ifade olmadan ne anlama geldiğinin anlaşılması ve görgü tanığının taraflara sözleşmenin yapılması esnasında hükmün neyi kapsaması gerektiğini sorarak tarafların da “ evet, tabii ki” şeklinde onaylaması gerektiğini içeren “görgü tanığı” yoludur. Başka bir deyişle, her iki tarafın da hükmü açık olarak gördükleri ve sözleşme sırasında kendilerine gösterilmiş olsaydı kabul ederlerdi denilebiliyorsa bu aslında hükmün anlamını desteklemek için yeterli olacaktır. Zımni rızanın anlaşılması için bir diğer alternatif yol ise sözleşmenin o hüküm olmadan uygulanamaz hale gelmesi örneğin,“teknik yarar”dır. Örneğin, bir iskelenin kullanımına ilişkin bir sözleşmede, bir geminin iskelede yatmasının güvenli olduğu kastedilen bir hüküm olduğu kabul edilmiştir. Bu yol kapsamında, sözleşme böyle hüküm olmadan kolayca uygulanamazsa, hükmün o anlamda anlaşılacağı kabul edilecektir. Unutulmamalıdır ki, mahkemeler, yalnızca makul veya istenilir olduğu için hükmü o şekilde ifade etmeyecektir. Ayrıca, sözleşmenin açık şartları ile çelişen bir hüküm belirlenemez.

Terms implied in law and by statute (Kanunda ve tüzükte yer alan hükümler)

7.Terms implied in law are terms imported by operation of law, whether the parties intended to include them or not. For example, in a contract for the sale of goods, it is an implied term that the goods will be of a certain quality and, if sold for a particular purpose, will be fit for that purpose. For certain contracts, the law seeks to impose a standardized set of terms as a form of regulation. Many terms which are implied in law have been put into statutory form.

Kanundaki zımni hükümler taraflar sözleşmelerine almayı amaçlasalar da amaçlamasalar da kanun gereğince adlandırılır. Örneğin, alım-satıma yönelik bir sözleşmede, malların belli bir kalitede olması ve, eğer belli bir amaç için satılırsa o amaca uygun olacağı zımni hükümdür. Belirli sözleşmeler için yasa bir düzenleme biçimi olarak standart hale gelmiş bir dizi hükmü dayatmaya çalışır.Yasalardaki birçok zımni hüküm yasaya uygun hale getirilmiştir

8.Further significant terms may be implied from the nature of the relationship between the parties – for example, contracts for professional services require the professional to act with reasonable standards of competence, a lawyer must act in his client's best interests and a doctor has a duty of confidentiality to his patients.

Ayrıca bazı önemli hükümler taraflar arasındaki ilişki gereği zımni hale getirilebilir- örneğin, profesyonel hizmetler için yapılan sözleşmeler, profesyonelin makul yeterlilik standartlarıyla hareket etmesini gerektirir, bir avukatın müvekkilinin çıkarına en uygun şekilde hareket etme ve bir doktorun hastalarına karşı gizlilik yükümlülüğü vardır.

Terms implied by custom or usage (Genel örf ve adet hükümlerinin zımnileştirilmesi)

9.Evidence of custom is admissible to add to, but not to contradict a written contract. Terms may also be implied by trade usage or locality.

Bir geleneğin ifadesi yazılı sözleşme ile çelişmemek şartıyla sözleşmeye eklenebilir. Hükümlerin genel veya yerel örf ve adetler ile zımni kılınması mümkündür.


4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör